6 Gün Savaşı

6 Gün Savaşı 1967 yılının 5 Haziran Pazartesi günü başlayan bu savaş İsrail’in kesin zaferiyle kazanmıştır. 6 Gün Savaşı 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı Günün Savaşı veya Haziran Savaşı adlarıyla da bilinmektedir. Savaşın tarafları olan İsrail ve Arap komşuları Mısır, Ürdün ve Suriye arasında başlamış ve 6 gün sürmüştür. Bu savaşa Irak, Suudi Arabistan, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir de asker ve silah yardımıyla katılmışlardır.

 

 

 

Bu savaşın ilgi çeken olaylarından bir tanesi de ABD’ye ait adlı savaş gemisinin İsrail tarafından vurulmasıydı. Bu savaşın sonuçları bugün yaşanan ne kadar sorun varsa neredeyse hepsinin temelini oluşturmuştur.

USS Liberty Savaş Gemisi - İsrail Tarafından Vurulmadan önce

Savaş sona erdiğinde İsrail topraklarını dört katına çıkarmış ve Mısır topraklarından Sina Yarımadası'nı, Suriye topraklarının hayati bir parçası olan Golan Tepeleri'ni ve Filistin'in Gazze Şeridi ile Batı Şeria topraklarını ele geçirmiştir.

USS Liberty Savaş Gemisi - İsrail tarafından Vurulduktan Sonra

İsrail Altı Gün Savaşı sonunda ele geçirdiği toprakların biri dışında hepsini ilhak ettiğini açıklamış fakat Mısır’dan almış olduğu Sina yarımadasından Mısır lehine çekilmiştir. Alınan Birleşmiş Milletler kararlarını tanımayan ve tavsiyelere de kulak vermeyen İsrail’in uyguladığı baskılı dış politikalar ve toprak düzenlemeleri bölgede Yahudiler ve Araplar Müslüman ve Arap Hristiyanlar arasında büyük sorunların kaynağını oluşturmaktadır.

 

Bu savaşın sonunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplanmış ve Ülkemiz Türkiye ara bulucu olarak davet edilmiştir.  

Türkiye İsrail ilişkilerinden dönüm noktası olan bu durumdan hemen sonra Türkiye, İslam Ülkeleri Konferansında İsrail ile olan ilişkilerin dondurulması kararını veto etmiştir. 

6 Gün Savaşının Arka Planı

  1. Süveyş Krizi 

Mısır açısından 1956 yılında yaşanan Süveyş Krizi, askeri açıdan bir yenilgi olsa da, politik açıdan bir zafer olarak bilinir. Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği tarafından gelen şiddetli ve ağır siyasi baskılar, İsrail'in kuvvetlerini Sina Yarımadası'ndan çekmesine yol açmıştır. 1956 savaşından sonra, İsrail, Mısır sınır bölgesini askerden arındırılmasını ve buna karşılık ta Mısır gerillaların sınırı geçip İsrail'e girmesini engellemek amaçlı bir Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün, Birleşmiş Milletler Acil Durum Kuvveti'nin yerleştirilmesine razı olmuşlardır. Mısır bununla birlikte önceki Süveyş Krizi'nde İsrail gemilerine kapatıp, krizin tırmanmasına sebep olan Tiran Boğazı'nı tekrar İsrail gemilerinin kullanımına açmayı kabul etti. Sonuç olarak ta İsrail-Mısır sınırı bir süre sakin kalmayı başardı.

1956 yılında yaşanan bu kriz sonrasında bölgede sürdürülmesi pek mümkün olmayan bir denge oluşmuştu. Bu zaman içerisinde hiçbir Arap ülkesi İsrail'i diplomatik olarak tanımamıştı. Suriye ise Sovyet Bloğu'ndan aldığı destekle 1960'ların başında İsrail'e karşı gerilla saldırılarına destek veriyordu.

     2. İsrail ve Ulusal Su Yolu

İsrail 1964 yılında Su Yolu isimli Proje için Ürdün Nehrinden su almaya başladı. Takip eden yıl yani 1965 yılında Arap devletleri bu konudan rahatsız oldukları için İsrail’e Ürdün Nehrinden su aktarmamak için bir proje başlattılar. Bu plan sayesinde Arap devletleri İsrail’in su yolu kaynaklarını %35 İsrail ülkesinin toplam su kaynaklarını %11,23 azaltacaktı. Sirail Savunma Kuvvetleri yani Israel Defence Forces Suriye’de inşa edilen barajlara ve tesislere 1965 yılının Mart, Mayıs ve Ağustos aylarında saldırılarda bulundu. Bu saldırıların sonucunda İsrail ve Suriye arasında şiddetli sınır çatışmalarına sebep oldu ve bu çatışmalar savaşa kadar devam etti.

Bu web sitesi inanç toleransı sahip kişilere adanmıştır. Dünya'yı daha iyi bir yer yapmayan insan, insan değildir.