Haçlı Seferleri

Haçlı Düşüncesinin Ortaya Çıkışı

Haçlı Seferlerinin temelini İspanya’da ve Portekiz’de çoğunlukla Yahudilerin İspanya Yarımadası’ndan atılması için başlatılan ve daha sonra Müslümanlara karşı da kullanımdan Reconquista Yani yeniden fetih anlamına gelen harekettir. Müslümanlar ve Yahudiler İspanya’da ve Sicilya’da hakimiyetlerini kurmuşlardı. Müslümanlar yönetimsel hakimiyeti ellerinde bulunduruyor Yahudiler ise ticaret ve bankacılık konusunda ki hakimiyetlerini ellerinde bulunduruyordu. İber Yarımadası’nda bulunan Hristiyan krallıklar Yahudileri ve Müslümanları ortak düşman olarak görüyorlardı ve Müslümanların ellerinde tuttukları şehirleri almak için başlattıkları bu hareket dokuzuncu yüzyıldan 15. yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir. Hristiyanlar tarafından 100 binlerce Yahudi din değiştirmeye zorlanmış ve öldürülmüştür.

1086 yılında Papa yedinci Gregorius kutsal topraklara bir haçlı ordusu göndermek için yanıp tutuşuyordu. Fakat kendisi bunu başaramamış onun yerine gelen ikinci Urbanus bu orduyuz kutsal topraklara gönderdi. Bu dönemde 1071 yılında Malazgirt zaferi ile birlikte Anadolu’ya akın eden Selçuklu Türkleri güçlü bir hakimiyet kurmuşlar Suriye ve Filistin’i ele geçirmişlerdi ve bu durumu Hristiyanlar Büyük bir tedirginlikle izlemekteydi. Birinci Aleksios Türklere karşı atadan yardım istedi. Papa Bizans imparatorundan gelen bu teklifi kabul edip bir haçlı ordusu hazırlanmasını emretti. Papa’nın asıl amacı Bizans’a yardım etmekten çok Kudüs’ü, doğu topraklarını ele geçirmekti. Papa’nın otoritesini kabul etmeyen doğu topraklarında yaşayan Hristiyanları da zorla kendisine bağlamak ve onları kontrol altına almak İstiyordu. Papa’nın bir de gizli bir düşüncesi daha vardı. 1094 yılında yaşanan kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan açlık sefalet ve salgın hastalıklar aynı zamanda artan nüfus problemleri Avrupa ülkelerini Büyük bir bataklığın içinde tutuyordu. Bu yüzden Papa Avrupayı içinde bulunduğu krizden çıkarabilmek için doğunun zenginliklerini Avrupa kıtasına getirmek istiyordu.

1095’te Papa'nın emriyle toplanan Clermont Konsili’nde, Papa Hristiyanları Kudüs’ü ve doğu topraklarını ele geçirmek özellikle havarilerin yaşadığı yerlerin ve onlara ait kalıntıların Sarazen Müslümanların elinden kurtarılması için yapılacak kutsal savaşa davet etti. Papalığın gücü ve etkisi göz önüne alındığında bu davetin aslında bir emir olduğu gayet açık bir şekilde görülebilir. 

Papa II. Urbanus bu toplanan konsilde, Dünyevi ve hatta uhrevi pek çok vaatte bulundu ve katılımcıları Haçlı Seferi konusunda ikna etmeyi başardı. Okuyucuların o zamanki durumu ve siyasi otoriteyi ve yapılanmayı iyi anlamaları gerekmektedir. Kilise ve bağlı kurumları sadece dini bir kurum değil aynı zamanda çok geniş toprakların yöneticisi, paranın hamisi ve güçlü siyasi bir otoriteydi. Avrupa toplumları feodal ailelerin birbirleriyle savaşları ve şövalyelerin acımasızca terör estirdiği büyük bir buhran ve açmaz içindeydi. Bu sefere katılacak kontlar ve dükler için öncelikli hedef maddi çıkarlar ve yeni topraklara sahip olmaktı. Papa'nın konsilde vermiş olduğu uhrevi vaatler onları hiç te ilgilendirmiyordu. Fakat bu Şövalyeler için savaşacak olan halkı kandırmaya yetmişti bu uhrevi vaatler. O zaman ezilen ve ellerinde hiç bir şey olmayan halk için o topraklara gitmek maddi açıdan bir gelir getirecekti fakat onlar için en büyük kazanç orada İsa için yapılacak savaşta ölmekti çünkü bu dünyada hiçbir zaman sahip olamadıklarıyla cennette ödüllendirileceklerdi. 

Böylece Fransızlar, Normanlar, Lombardlar gibi pek çok milletten teşekkül bir ordu oluşturuldu ve bunlar 1097’de İstanbul önlerine geldiler. I. Aleksios gördüğü bu devasa silahlı birlikler karşısında büyük korku ve endişeye kapılmıştı. Onların kendi topraklarından geçmesine izin vermedi ve onlara: "Eğer Antakya'yı bana vereceğinize dair yemin etmezseniz İslam ülkelerine gitmek üzere İstanbul Boğaz'ını geçmenize izin vermem" dedi. Aslında maksadı Haçlıları İslam ülkelerine gitmeye yöneltmekti.

Bu web sitesi inanç toleransı sahip kişilere adanmıştır. Dünya'yı daha iyi bir yer yapmayan insan, insan değildir.