Sabetayizm ve Sabetay Sevi

1. Bölüm Zamanı Anlamak

17. yüzyılın başlarında, İzmir'de, Mordecai Sevi adında bir Yahudi yaşardı. Mora'lı bir aileden gelen Mordecai Sevi, küçük bir tavukçu dükkanı işleterek kanaatkar ve dürüst ticaret yaparak doğru yoldan geçimini sağlar, karısına ve Elijah, Joseph ve Sabetay adlarında üç oğluna geçim sağlardı. Her ne kadar hikayeye baba Mordecai Sevi’den başlasak ta bu hikaye , Mordecai Sevi’nin küçük oğlu Sabetay Sevi hakkındadır. Sabetay Sevi'nin karakterini ve tüm Dünya'ya yayılmış Yahudi halkının nasıl olup da Sabetay Sevi'yi lider ve kurtarıcı olarak kabullendiğini anlayabilmek için, Yahudilerin yaşadığı yer ve zamana dair açık bir bilgiye sahip olmak, ve bilgiler doğrultusunda durumu analiz etmek gerekmektedir. Bugünkü konjöktürde 1600'lü yılların Yahudi cemaatini ve Sabetay Sevi'nin ortaya çıkışını değerlendirmemiz mümkün olmadığı gibi ortaya çıkan sonuçlar da sağlıklı olmayacaktır. 

2. Tapınağın yıkılmasından sonra başlayan büyük göçle beraber Yahudiler Galuth’a (Diaspora) dağılmışlardı Yahudi kolonisinin son büyük dağılışı ise, Yahudilerin 1394 yılında İspanya'dan sürgün edilmesiydi. Yahudilerin yeni merkeze Doğu topraklarında bir yerlerde kurulmak üzereydi. Ekmek ve geçim derdiyle çok uzaklara yani Sibirya'ya kadar gidip sonrasında geri dönmüş mültecileri, Polonya ve Ukrayna kabul etmişti. 

Yahudilerin bu göçü, en temel gereksinimleri olan unsurları kazanmaya zorladı onları. Yahudiler, sadece kendilerini içlerinde yaşadıkları toplumdan soyutlayarak rahat nefes alabiliyorlardı. Bu yüzden yaşayabilecekleri alanlar onlar için ekonomik açıdan elverişli olan yerleşim bölgeleriydi. Yahudilerin kendi topraklarına sahip olmalarına çoğu zaman, birçok ülkede izin verilmiyordu. Bu yüzden memurluk sanatçılık, zanaatkârlık ve âlim olup yaşamlarını idame ettirebiliyorlardı. Yahudilerin yaşam ümidi bu unsurlara bağlıydı. O tarihlerde Yahudileri entelektüel ve manevi ortamlar neredeyse hiç ilgilendirmiyordu.

Yahudiler için bu zor bir durumdu ve oldukça endişe vericiydi. Fakat varlıklarının devamı için bu duruma da daha önce yaşadıkları gibi dayanacaklardı. Yahudiler yaşadıkları toplumlar içinde zengin olsalar bile malları ve mülkleri hatta canları bile güven altında değildi. Yabancı ülkelerde farklı inançlara sahip toplumlarda yaşıyorlardı. Özellikle Hristiyan dünyasında Yahudiler her zaman günah keçisi olmuşlardı. İsa’nın çarmıha gerilişinden beri Yahudiler, Hristiyanlar tarafından nefret edilirlerdi. Her ne kadar bazı Yahudi aileler zenginleşebilselerde, bu Yahudi ailelerin sayısı çok fazla olmadığından kendilerine ait Yahudi zengin sınıfı yaratamıyorlar ve lobi oluşturamıyorlardı. Her ne kadar bazı Yahudi aileler zenginleşebilselerde, bu Yahudi ailelerin sayısı çok fazla olmadığından kendilerine ait Yahudi zengin sınıfı yaratamıyorlar ve lobi oluşturamıyorlardı. Servet oluşturmuş Yahudiler hala başka topraklarda yaşayan akrabaları ve diğer Yahudiler için para topluyorlardı. Bu paraların bir kısmı da Kudüs'te yaşayan Yahudilere yardım olarak gidiyordu. Kudüs'te yaşayanlara para gönderilmesinin sebebi; orada yaşayan Yahudilerin kutsal topraklar üzerinde rahat bir şekilde ibadetlerine devam edebilmesi, eğer çalışıyorlarsa patronlarına para ödeyip sakal bırakma izni alması ve hatta iş kurup Kutsal Topraklarda kök salabilmesi içindi. Her ne kadar Yahudiler ticaret erbabı olsalar da geçmişte yapılan ticaretin nesneleri de oldukları zamanlar olmuştu. Krallar ve, Prensler onları para cinsiden satıyorlar ve farklı takas ticaretlerinde kullanıyordu. Yahudiler bazı bölge ve bazı şartlarda değerli mallara dönüşmüşlerdi.  

Yahudilerin yaşadıkları ülkelerde ekonomik krizler yaşandığında Yahudilerin mallarına el konur ve bulundukları ülkelerden sürülürlerdi. Gidecek yerleri azaldığından Yahudiler büyük rüşvetler verip kovuldukları ülkelere geri dönebiliyorlardı. Mal, mülk ve hatta yaşam kaygısı olanlar olayları farklı bir değerlendirme şeklini seçtiler. Bazı Yahudiler bu baskı ve soykırımı yaşamamak için dinlerini bile değiştirdiler. Bazıları Hristiyanlığı ve Müslümanlığı tam olarak benimserken bazıları ise dışarda toplumun inancını kendi içlerinde ise Yahudi inancını yaşadı. Biz bu gizli Yahudilere Kripto Yahudi diyoruz.

Yahudiler 30 Yıl savaşları döneminde Almanya’da rahat ettiler. Kazandıkları bazı ayrıcalıklar vardı fakat Yahudiler, ellerinde tuttukları mal ve mülkün onların yaşamları için bir garanti sağlamadığını iyi biliyorlardı. Tarih onlara bu dersi ok acı bir şekilde defalarca öğretmişti.

Yahudiler yaşadıkları toplumlarda her zaman birçok şeyden mahrum bırakılmıştı. Bazı yerlerde toprak sahibi olmaları yasaktı, bazı yerlerde ise öğretmenlik, hekimlik, memurluk, bankacılık, yapamazlardı, çoğu zaman sakallarını uzatmalarına izin verilmezdi. Yahudiler evsizdi ve yurtsuzdu. Bir ülkeden kovulursa gidecekleri bir evleri yoktu. Her kovulmadan sonra yine başka bir ulusun toprağına sığınmaktan başka çareleri yoktu.

Yahudiler, inançları gereği kendilerini yaşadıkları toplumdan izole etmişlerdi. İspanya’da başlarda hoş karşılanmışlar fakat daha sonradan en zalim baskılara maruz kaldılar. Hristiyan toplumlar, Yahudilerin inançlarının artık hükmünü yitirdiğini ve bu inancı bırakıp Hristiyanlığa geçmeleri için onlara baskı yapıyorlardı. Ayrıca Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinden de Kilise, Yahudileri sorumlu tutuyordu.  

Hristiyanların arasında yaşayan Yahudiler ve yaşamları en çok merak edilen konulardan biriydi. Hristiyan halkın merakı cehaletle birleşince ortaya şövenist duygular ortaya çıktı ve Yahudiler toplumdan hastalıklıymış gibi soyutlandılar.

 

Yahudiler Almanya, İngiltere, Fransa, Portekiz, İtalya, Çarlık Rusyası'nda hep katliama, hırsızlığa ve talana uğradılar. Malları çalındı, toprakları ellerinden alındı, statüleri kalıcı olarak en düşük seviyeye çekildi ve en önemlisi sevdiklerinin ölümlerini izlediler. Yüzyıllar boyu bir katliamdan bir diğerine koştular. 

Yahudiler için millet kavramı farklıydı. Onlar Yahudi dini idealinin taşıyıcılığını da omuzlayan tek toplumdu. Kendilerine söz verilen vaat edilen ve burada dini, sosyal ve kültürel yükümlülüklerini yerine getirebilecekleri topraklara yerleşmek istiyorlardı. Fakat Torah-Talmud ekolünde de belirtildiği gibi bunun için beklemeleri gerekiyordu. Onlara söz verilen topraklara yerleşmeden ve bir arada yaşamadan yok olmayacaklarını biliyorlar ve bu ümit ile yaşıyorlardı. Bu telkinlerle yaşadılar ve acı çektiler ve yıkımlar yaşadılar. Yeryüzüne dağıtılarak cezalandırıldıktan sonra Kudüs’e dönmek için günahlarının diyetini ödemeleri gerektiğini düşünüyorlar ve sonrasında yine Kudüs’e dönecekleri günün hayalinle yaşıyorlardı.  Hayatta kalabilmeleri için geçmişte kalmış bir Mesih düşüncesini Hahamlar sayesinde her defasında yeniden canlandırdılar. Geçmişin efsanelerini anıları olarak tanıdılar ve nesilden nesile aktardılar ve aldıkları güç ile beklediler. Bu sayede anıları taze kaldı. Bu anılar bir sonraki nesillere aktarıldı. 

Tüm kötülüklerin durması gerekiyordu. Oluk oluk akan kanların dinmesi gerekiyordu ve Yahudilerin düşüncesinde olan Yahudilerin kurtulması gerekiyordu. Bu kurtuluşta Yahudi inancının temelinde olan Mesih inancıydı. Tüm Yahudiler Kabala çalışmıyor ve kabalanın zor ve anlaşılması güç çözümlemelerini anlayamıyordu. Fakat her Yahudi Mesih inancına sahipti. Rusya’da, Polonya’da yaşayan ünlü Kabalistlerin açıklamaları Yahudi toplumu içinde bir umut kasırgası estiriyordu.  Gelecek olan Mesih Yahudilere verilmiş sözlerin yerine getirilmesiydi. Acılardan, soykırımdan ve katliamlardan kurtuluş demekti. İşte Sabetay Sevi böyle bir zamanda ortaya çıktı.

Bu web sitesi inanç toleransı sahip kişilere adanmıştır. Dünya'yı daha iyi bir yer yapmayan insan, insan değildir.