Theodor Herzl, laik, seküler ve ilerici bir Yahudi ailesinin oğlu olarak, Avusturya-Macaristan Krallığının doğusundaki Pest’te dünyaya geldi. Theodor Herzl, Jeanette ve Jakob isimli, kendi içlerinde de Almanca konuşan, asilime olmuş Yahudi bir çiftin ikinci çocuğu olarak. Theodor Herzl'in babasının soyu Sırbistan kökenlidir. Tam olarak kesinleşmemiş bazı iddialara göre ünlü Yunan Kabbalacı Joseph Taitazak’ın soyundan gelmektedir.

Theodor Herzl’in babası, olan Jakob Herzl (1836-1902), çok başarılı bir iş adamıydı. Theodor Herzl’in bir yaş büyük, Pauline adındaki kız kardeşi 7 şubat 1878 tarihinde tifo hastalığından dolayı hayatını kaybetti. Theodor Herzl, dünyaya geldikten sonra Tabakgasse caddesindeki sinagogun (Dohány caddesi Sinagogu) yanındaki evde, ailesiyle birlikte yaşadı. Burası muhit, Budapeşte şehrinin doğu kısmında bulunan Belvaros’taki tarihi şehrin içerisindeydi.

 

Theodor Herzl, gençliğinde Süveyş Kanalı’nı inşa eden Ferdinand de Lesseps’in izinden gitmek istedi, fakat bu konularda başarısızdı ve istediklerini yapamayacağını o zamanlar anlamıştı. Daha sonra şiir, edebiyat ve beşeri bilimlere olan ilgisi ve isteği her geçen gün arttı. Bu tutku daha sonra başarılı bir gazetecilik kariyerine ve çok meşhur olmasa da oyun yazarlığına yönlendirdi. Amos Elon’a göre, Theodor Herzl, ateşli bir Alman taraftarıydı ve Alman toplumunu Orta Avrupa'nın en kültürlü insanları (Kulturvolk) olarak görürdü. Almanların Bildung teorisini, büyük bir inanışla benimsedi, bu teoriye göre, Goethe ve Shakespeare gibi büyük edebiyat isimlerinin eserlerini okuyarak kişi hayattaki güzel şeyleri daha çok fark edip mutlu olacak ve böylece manevi olarak daha iyi bir insan olacaktır (Bildung güzellikle iyiliği aynı kefeye koyar). Herzl, bildung teorisiyle birlikte, kendisinin içinde bulunduğu Macar Yahudilerin, yüzyıllarca süren fakirlik ve baskıdan dolayı oluşan, utanılacak Yahudi özelliklerinden kurtulacağına ve böylece, Almanlar gibi kültürlü toplumların yanında medeni bir topluluk olarak yer alacağına inandı. 1878 yılında, kız kardeşi Pauline’in ölümünden sonra, ailesi Viyana’ya taşındı ve 9’uncu semt olan Alsergrund’da yaşamaya başladı. Herzl, Viyana Üniversitesi’nde hukuk okudu. Genç bir hukuk öğrencisi olarak, Herzl, Alman miliyetçi kardeşlik cemiyeti, Albia’ya üye oldu. Cemiyetin mottosu, “Ehre, Freiheit, Vaterland (Onur, Özgürlük, Vatan) idi. Daha sonra Yahudi karşıtllıklarından dolayı protesto ederek gruptan ayrıldı. 

Viyana Üniversitesi ve Salzburg’ta kısa bir hukuk kariyerinden sonra, kendisini gazeteciliğe ve edebiyata adadı ve bir Viyana gazetesinde çalışmaya başladı. Ayrıca Neue Freie Presse (yeni özgür basin) adlı yayın kuruluşu için muhabirlik yapıyordu Paris’te. Sık sık Londra ve İstanbul’a gidiyordu. Daha sonra, aynı yayın kuruluşunun edebiyat editörü oldu. Bu dönemde ayrıca Viyana tiyatrolarına drama ve komediler yazdı. Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.

Theodor Herzl, Neue Frei Presse’nin (Yeni Özgür Basın) Paris muhabiri olarak, Dreyfus Olayı’nı takip etti. Dreyfus Olayı, 1894 yılından 1906’daki da çözüme ulaştığı döneme kadar, Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’ni farklı fraksiyonlara bölen siyasi ve askeri bir skandaldı. Dreyfus Skandalı, oldukça antisemitik bir olaydı ve Fransız Yahudi'si olan bir ordu komutanı, yanlış bir şekilde, Almanya için casusluk yapmakla suçlanmıştı. Theodor Herzl bu olayı yakından takip ettiği için Dreyfus duruşması süresince ve sonrasındaki protestolara şahitlik etti. Dreyfus Skandalı'nın Theodor Herzl'i etkileyip, Siyonizm düşüncesine yönelmesine katkıda bulunduğu uzun zaman tartışılmıştır. Yakın sayılabilecek Theodor Herzl, Dreyfus Skandalının kendisini gerçek bir siyoniste çevirdiğini ve özellikle insan güruhlarının  “Yahudilere ölüm!” bağırışlarından etkilendiğini kendisi dile getirmiştir. Theodor Herzl'in bu beyanına rağmen, bazı modern bilim insanları, Theodor Herzl’in ilk söylemlerinde Dreyfus olayının belli belirsiz geçtiğini ve aslında Theodor Herzl’in amaçlarına ulaşmak için, Dreyfus Skandalının etkisini abartmış olabileceği konusunda belirtmişlerdir. Jacques Kornberg ise bu konuda oldukça iddialı bir açıklama yapmış ve Dreyfus Skandalı etkisinin bir efsaneden ibaret olduğunu ve Theodor Herzl’in bunu yalanlamak ihtiyacı duymadığını belirtti. Ayrıca, Theodor Herzl’in, Dreyfus’u suçlu bulduğunu da iddialarının arasına aldı.

Henry Wickham Steed’e göre Theodor Herzl, başta “Liberal” Alman-Yahudi asimilasyonu fikrinin yayılmasını fanatik bir şekilde desteklemekteydi. Daha sonraki dönemlerde ise bu fikrini tamamen reddetti ve Yahudi toplumunun içinde yaşadıkları toplumlar içince asimile edilmesi fikrinin karşısında yer aldı. Bu fikre göre Yahudilerin, kendilerini Avrupa’dan uzaklaştırması gerektiğine inandı. Theodor  Herzl, zaman geçtikçe, antisemitizmin ortadan kaldırılamayacağını ya da düzeltilemeyeceğine inanıyordu. Theodor Herzl göre, antisemitizm fikrinden ve bu fikri benimseyenelerden uzak durulabilirdi fakat bunun tek yolu bir Yahudi devletinin kurulmasıyla hayata geçebilirdi. 

Paris'teki basım evleri, gazeteler ve dergiler Theodor Herzl'in Siyonizm üzerine yazdığı yazıları basmamışlardı. Bu süreçte Theodor Herzl’in kendince bir ikilem içindeydi. Theodor Herzl, hem edebi başarıya ulaşmak istiyor hem de bir halk figürü olmayı arzuluyordu. Theodor Herzl basmış olduğu broşürlerin ve yazıların Siyonizm fikrini ve hareketini başlattığını bu sayede ilerleyip başarılı olmasını sağladığını daha sonra iddia etti.

1895 yılının sonlarına doğru, Theodor Herzl, Der Judenstaat (Yahudilerin Devleti) adlı kitabını kaleme almaya başladı. Bu kitap, 1896 yılının Şubat ayında yayımlandı ve hemen ertesinde büyük tartışmalara neden oldu. Bu kitapta yazılanlara göre, Yahudi toplumu isterlerse, Avrupa’dan ayrılabilmeliydiler ve daha sonra Güney Amerika, Arjantin ya da tarihi vatanları olarak gördükleri, Filistin topraklarına gitmeliydiler. Yahudiler bir milliyete sahipti. İhtiyaçları olan tek şey, diğer milletler gibi kendilerine ait bir devlete sahip olabilmekti. Theodor Herzl'e göre Antisemitizmi sadece kendi devletlerini kurarak, kendi kültürlerini özgürce yaşayarak ve kendilerini kısıtlamadan dinlerini özgürce yaşayarak alt edebilirlerdi. Theodor Herzl’in fikirleri çok kısa bir zamanda Yahudi dünyasında yayıldı ve uluslararası Yahudi cemaatleri içinde ilgi çekti. Hovevei Zion gibi Siyonist hareket destekçileri, Theodor Herzl’e destek verdiklerini açıkladılar, fakat karşıt görüş olarak, her şeyin olduğu gibi kalmasını destekleyen ve Yahudilerin yaşadıkları topluma entegre olmalarını söyleyen Yahudiler ise Theodor Herzl’in fikirlerini tanrıya karşı ayaklanma olarak gördü.

Bu web sitesi inanç toleransı sahip kişilere adanmıştır. Dünya'yı daha iyi bir yer yapmayan insan, insan değildir.